Plasebo GibisinPlasebo Gibisin
-Geçmiş-
Geçen hafta başladı ince sızılar. Yavaş yavaş tüm vücudunu kapladı inceden inceden. Aslında aylardır süregelen birikimin volkan gibi patlamasını yaşamaktı bu yaşanılanlar. Zaten beklenilen misafirin kapıyı çalmasından farkı yoktu.
Önce bir baş ağrısı kapladı göz kapaklarının üst taraflarını. Bazen migreni tutardı ama bu sefer ki başka bir biçimde başlamıştı. Baş ağrısını gözlerinin kararması takip ediyordu. Sırf bu yüzden tansiyonunun düşüp çıktığını düşünmeye başlamıştı. Ne hoş ki, gözleri kararınca tansiyonu çıkar mıydı, iner miydi, bilmiyordu. Olsun. Bu onun tuzlu bir bardak ayran içmesi için güzel bir sebep oluyordu.
Üç sene önce azı dişine yaptırdığı dolgu da ağrı yapıyordu. En son iki hafta önce bir gece yarısını ağrısından dolayı uykusuz bir gece geçirmişti ama kendiliğinden geçmişti. Çok sıcak veya çok soğuk bir şeyler içince sızlamasını doğal görüyordu da bu sızlatan ağrıya dayanamıyordu artık. Dişçisi kaplama yapmayı önermişti ama o dişçideki matkap benzeri aletin sesi hala beyninde uğuldamaktaydı. Kabul etmedi.
Nefes almakta güçlük çekmeye başlamıştı. Zaman zaman sabahları midesinde yanma da oluyordu. Bacaklarındaki romatizma da sık sık kendisine selamlar gönderiyordu. O da kendisine küfrediyordu. O kadar yıl, apartmanın en alt katında oturmanın verdiği nedenle rutubetli odasından bir hatıra kalmış o romatizma. Ya da onun tabiriyle roman-tizma idi. Rutubetli odalarda okuduğu romanları böyle eşleştirmişti.
-Bugün-
Sabah erkenden uyanmıştı. Sızıları devam ediyordu yine. Kapı çalındı. Bu erken saatte kim olabilirdi? Yoksa kapıcı dün sipariş verdiği sütü mü getirmişti? Terliğini ayağına geçirip kapıya yöneldi. Kapı deliğinden baktığında kimse yoktu. Biraz ürkerek açtı. Tanıdık bir yüz karşısındaydı.
İçeri girdiklerinden sonra ona söylediği ilk cümle şu olmuştu:
"Plasebo gibisin canım!"
Sevgiler
KaS
kasim_sen, 16.06.2010